1847'nin haziran ayında dünyaca ünlü piyano virtüözü Franz Liszt bir dizi konser vermek üzere İstanbul'a gelir. Sarayda, konsolosluklarda ve seçkin konaklarda çalar. Ünlü piyanist, yolculuğun başında gemide tanıştığı ve 'Erlkönig' adını taktığı tuhaf bir yabancının oyunlarına kapılıp kendini bir komplonun ortasında bulacaktır.
Aynı günlerde genç bir müderris, Ahmet Cevdet, velinimeti saydığı Reşit Paşa'nın görünüşte önemsiz bir meseleden ötürü kendisine darıldığını öğrenir. Paşanın gönlünü kazanmak için kayıp bir müsveddenin peşine düşer. Arayışı Ahmet Cevdet'i siyasetin kanlı sokaklarına sürükleyecektir.
Müderris ile Virtüöz, 19. yüzyılın ortasından iki hikâyeyi, romantizmle gerçekçiliği birleştirerek iç içe sunuyor. Doğu ile Batı'nın ezeli ayrılığı, Avrupa'yı sarsan ilk devrimler, finans-kapital çekişmeleri, aşkın anlamı, geçmişle geleceğin savaşı, iktidarın çürüyen yüzü, kölelik, gizli örgütler gibi katmanlarda bugüne seslenen bir tarih kurgusuyla 19. yüzyıl romanı tadında bir dönem anlatısı.
Müderris ve Virtüöz'de adı geçen parçaları aşağıdaki Spotify çalma listesinden dinleyebilirsiniz:
Müderris ve Virtüöz'de geçen, tarihte yaşamış gerçek karakterlerden bir bölümü:
Dünyaca ünlü Macar kompozitör, piyano virtüözü
19. yüzyılın en önemli piyanistlerinden ve senfonik şiir tarzının yaratıcısı. 1847 yazında İstanbul'a gelerek bir dizi konser vermiştir.
Vikipedi →Medresenin son gülü
Romanın geçtiği dönemde genç bir müderris olan Ahmet Cevdet (Paşa) Osmanlı tarihine damgasını vuran devlet adamları arasındadır.
İslam Ansiklopedisi →Osmanlı devlet adamı
Tanzimat fermanıyla anılan Mustafa Reşit Paşa'nın en yakın çalışma arkadaşı. Nüktedanlığıyla bilinen devlet adamı.
İslam Ansiklopedisi →Mecidiye Marşı bestecisi
Türkiye'yi 19. yüzyılda batı müziği ile tanıştıran ve ilk Türk bandosu olan Mûsikâ-i Hümâyûn'un gelişmesinde en büyük katkıyı sağlayan kişi.
Vikipedi →Opera hayranı bir padişah
Tanzimat Fermanı ile başlayan saltanatı boyunca Osmanlı devleti Batılılaşma reformlarının yoğun biçimde uygulandığı bir döneme girmiştir.
Vikipedi →Mehmet Sadık Paşa
İstanbul'da bugünkü Polenezköy'ün kurulması adına çalışan, sonradan İslam'a geçerek Kırım Savaşı'nda Osmanlı safında savaşan Polonyalı asilzade.
Polonya Cumhuriyeti →Polonyalı bir asilzâde
Polonya'nın bağımsızlığı için mücadele vermiş, Osmanlı devletiyle iyi ilişkiler içinde olmuş, Kırım Savaşı'nda Osmanlı saflarında kılıç kuşanmış bir asilzade.
Wikipedia →Ahmet Efendi'ye "Cevdet" mahlasını veren şair
19. yüzyılda yaşamış az bilinen bir Osmanlı şairi. Fars dili ve edebiyatına hakim olduğu söylenir.
İslam Ansiklopedisi →Polonyalı bir devrimci, ajan
Mihal Çaykovski'nin İstanbul'daki Polonya ajansının kurulup geliştirilmesinde yardım aldığı kişi.
Artık ustalık ürünlerini veren Selçuk Orhan, tarihsel romanın tüm zorluklarının üstesinden, dile derin hakimiyeti sayesinde kolayca geliyor.
Güzel'de günümüze dair sıradışı yaklaşımlarla harika bir iş çıkamıştı. Şimdi geçmişe yönelik sıradışı bakışıyla, romancı muhayyilesini daha da üste taşımış.
Müderris ve Virtüöz'de sahnede musiki var. Henüz hacı olmamış genç Arif ve Liszt. Olağanüstü. İyi bir romanda olması gerektiği gibi karakterler derin.
"Yemin ederim, Balzac'ın meşhur Vautrin'i İstanbul'un 'pis ve çamurlu' sokaklarında Liszt'in karşısına çıkınca, o bin yıllık Doğu-Batı çatışmasının içine Balzacvari bir gerçekçilik katıldığını anlıyorsunuz: Para!"
Müderris ve Virtüöz romanı üzerine, 1847 İstanbul'unda geçen hikâye, Batı-Doğu kültürel karşılaşması ve sanat üzerine derinlikli bir söyleşi.