Kategori: Prematüre Notlar

“Güzel” Editörün Masasında

Güzel matbaadan gelmiş, editörüm sevgili Sevim Erdoğan’ın masasındaki yerini almış. Yakında bana da gelir. Önlü arkalı çeker koyarım. Güzel‘i yazması yaklaşık bir yılımı aldı. Böyle deyince, bütün bir yıl geceli gündüzlü romanla uğraşmışım gibi anlaşılabilir. Hiç de öyle olmuyor. Tam zamanlı ve sevdiğim bir işte çalışıyorum. Burada ayrıntısını vermeyeceğim ama işimi birçok yanıyla insanların gündelik […]

Okumaya devam edin →

Yüzücü

Güzel’de 90’ları yazarken şu reklamı da bir yere sıkıştırmayı planlamıştım. Birkaç kez de izledim; ama yerini bulmadı ya da unuttum. Reklam yazarı arkadaş şarkının havasıyla tam oturan bir görsel dünya yaratmış.

Okumaya devam edin →

Perec’nin Çağla Diyaloğu

Notos’un son sayısında (Şubat-Mart 2016, 56) Georges Perec ile yapılmış söyleşinin çevirisi var. Yazarın olgun yıllarında gerçekleştirilmiş, dolayısıyla Yaşam Kullanma Kılavuzu ile Kayboluş da içlerinde olmak üzere birçok kitabından söz etmiş Perec; kendi yazı pratiğinden, edebiyat görüşünden de… Perec benim için – bunun bir anlamı varsa – anlaşılması güç bir yazar oldu. Ortaya koyduğu yapıtların […]

Okumaya devam edin →

Oğuz Atay’ın Ruhu Üstüne Bir Not

Türkiye’nin Ruhu’nu yazmayı tasarladığını bildiğimiz Oğuz Atay’ın yapıtlarına, işlediği konuların ters küme görüntüsü açısından bakabilir miyiz? Yanılmıyorsam Nurdan Gürbilek de benzer bir şeye işaret etmişti; ama yineleme riskine karşın yeniden düşünmek istiyorum: Oğuz Atay’ın yapıtlarına almadığı, yapıtlarında konu etmediği şeyler eleştiri konusu olabilir mi? Pek değil, ama öyle mi? Atay, Türkiye’nin Ruhu’nu yazmak istiyordu; ama […]

Okumaya devam edin →

Etkilendiğim Kadın Yazarlar

Erkek yazarların pek çoğunun sessiz kaldığı bir konudur. Etkilendikleri USTAları açıklarken kadınların pek az yer tuttuğunu görürüz. Sanki bu alanda bir klasman söz konusuymuş ve kadınlarla erkekler ayrı bir kulvardaymış gibi örtük bir anlayış vardır. Belki USTAlık bütünüyle erkek bir kavram olarak yerleştiği için böyledir, belki de kadınların kamusal işleriyle görünmesinin görece yeni bir olgu […]

Okumaya devam edin →

Tecavüz İdeolojik Bir Suçtur

Tecavüz ideolojik bir suçtur. Cinsel sapkınlık ya da başka gerekçelerle ortaya çıkması söylendiğinin aksine çok enderdir ve bu gerekçelere dayandırılması büyük ölçüde tecavüzü yaratan ideolojik arkaplanın desteklenmesine dayanır. Dolayısıyla her tecavüz toplu tecavüzdür. Tecavüzcünün zihninin arkaplanında her zaman bir ideolojik ateşleyici vardır, yani suçu işleyenin aklında korkunç ama kabul görmüş, yerleşmiş hatta toplum için ölçüt […]

Okumaya devam edin →

Yoldaşını Öldürmek

Sol örgütlerin içindeki infaz uygulamaları ilk olarak Gün Zileli’nin anılarını okurken dikkatimi çekmişti. Zileli’nin tanıklıkları – ya da anlatımı diyelim – bu infazları sert biçimde eleştirmekle birlikte nasıl geliştikleri ve nasıl uygulandıkları üstüne ayrıntıya girmiyordu. 40 Hadis’i yazarken yakın Türkiye tarihiyle ilgili resmi olmayan, dokunabildiğim her şeye ulaşmaya çalışmıştım; benim seçtiğim infaz öyküsü – romanın […]

Okumaya devam edin →

Liszt ya da Chopin’in Aynası

Liszt, Chopin için yazdığı küçük kitapta, Chopin’in kompozisyonlarıyla ilgili olarak İngilizce çevirisiyle şöyle bir ifade kullanmış: “In his compositions, boldness is always justified; richness, even exuberance, never interferes with clearness; singularity never degenerates into uncouth fantasticalness; the sculpturing is never disorderly; the luxury of ornament never overloads the chaste eloquence of the principal lines.” Kabaca […]

Okumaya devam edin →

Et

Vejetaryenler ve veganlar için sanırım modern dünyanın çileciler diyebiliriz. Vejetaryenlikle ilgili hiç karşı görüşüm yok. Vejetaryenlerin topluluklar oluşturmalarını, yaşam biçimlerini sürdürme ve yayma etkinliklerini de elbette temel haklar arasında görüyorum. Tam tersine, yaşamlarının tümüyle ya da bir yönüyle ilgili bir konuda çileciliği tercih etmiş bireyler – birçok insan gibi – bende de saygı uyandırıyor. Bir […]

Okumaya devam edin →