Kategori: Yazılar

Romanınızı Neyle Alırsınız?

Basit kurgularda okur olay örgüsünün nasıl sonuçlanacağını merak eder. Daha doğrusu merak duymaya teşvik edilir. Tipik polisiyeleri akla getirelim: Katilin kim olduğu ya da komployu kimlerin düzenlediği gibi tek yönlü soruların yanıtlarını ararız. Yerleşik kanıya göre çözüm beklenmedik olmalıdır; hatta okur ne denli şaşırırsa, polisiye kurmaca o ölçüde başarılı kabul edilir. Yazının devamı edebiyathaber.net sitesinden […]

Okumaya devam edin →

Bir Ucube Doğurmak

Shakespeare trajedilerinden çok Frankenstein ruhu taşıyan Finten’den günümüze bir şeyler kalır mı? Bir bebek örneğin, kıyamet habercisi bir ucube? Bugün Suriye, Irak, Afganistan, Sudan, Nijerya hatta yer yer Pakistan’dan doğan bir ucube var. Ağ gibi çoğalan, bir yerde sönüp başka yerde alevlenen, biçimi belirsiz, bulaşıcı, habis ve acımasız bir ucube. İslam kıyafeti giyen, köle pazarları açan, gözünü kırpmadan silahsız insanları öldüren, tekbirle infilak eden zombiler…

Okumaya devam edin →

Bütün Savaşlar Tanınmak Uğruna Verilir*

İnsanları cepheye sürmek onlara yaşamayı sevdirmekten daha kolay. Belki de insan bir savaşa alet olmadan kendini dünyaya tanıtamayacağını düşünüyor. Belki savaştan kendine de bir şey düşer diye düşünüyor, mesela fethedilen toprakların arsası üstüne yapılacak sanıyor. Belki bir ara sokağa tabela, bir şehir hatları vapuruna isim olmak istiyor. Belki canlı bomba olup patladığında büyüyüp herkese hatta […]

Okumaya devam edin →

Soğukkanlılıkla

Serinkanlılıkla düşünmeyi becereceğimiz zamana kadar cinayetler askıda kalacak. Çünkü suçu bağışlamanın bir yolu da onu anlamaktan kaçmaktır. 15 Kasım 1959. Geceyarısına doğru Perry Smith ve Dick Hickock adında iki eski hükümlü Kansas’ta bir çiftlik evine arkakapıdan gizlice girer. Dick, hapishanede tanıştığı başka bir mahkumdan, çiftliğin sahibi Herbert Clutter’ın kasasında en az 10.000 dolar bulunduğunu öğrenmiştir. […]

Okumaya devam edin →

“Güzel” Editörün Masasında

Güzel matbaadan gelmiş, editörüm sevgili Sevim Erdoğan’ın masasındaki yerini almış. Yakında bana da gelir. Önlü arkalı çeker koyarım. Güzel‘i yazması yaklaşık bir yılımı aldı. Böyle deyince, bütün bir yıl geceli gündüzlü romanla uğraşmışım gibi anlaşılabilir. Hiç de öyle olmuyor. Tam zamanlı ve sevdiğim bir işte çalışıyorum. Burada ayrıntısını vermeyeceğim ama işimi birçok yanıyla insanların gündelik […]

Okumaya devam edin →

Yüzücü

Güzel’de 90’ları yazarken şu reklamı da bir yere sıkıştırmayı planlamıştım. Birkaç kez de izledim; ama yerini bulmadı ya da unuttum. Reklam yazarı arkadaş şarkının havasıyla tam oturan bir görsel dünya yaratmış.

Okumaya devam edin →

Perec’nin Çağla Diyaloğu

Notos’un son sayısında (Şubat-Mart 2016, 56) Georges Perec ile yapılmış söyleşinin çevirisi var. Yazarın olgun yıllarında gerçekleştirilmiş, dolayısıyla Yaşam Kullanma Kılavuzu ile Kayboluş da içlerinde olmak üzere birçok kitabından söz etmiş Perec; kendi yazı pratiğinden, edebiyat görüşünden de… Perec benim için – bunun bir anlamı varsa – anlaşılması güç bir yazar oldu. Ortaya koyduğu yapıtların […]

Okumaya devam edin →

BAYAĞILIK

Sadece tek bir ilkeden, bütün edebiyatın, hatta bütün sanatın bağlı kalması gereken heyecansız ama kaçınılmaz tek bir doğrudan söz etmek istiyorum: “Bayağı olmayın.” Edebiyat her şey olabilir ama bayağı olamaz. Sıradan olunabilir, örneğin yazdığınız öykü benzerleri arasında orta sınıf bir iş olarak kabul edilebilir ama bayağı olmak sanatçıyı sanatın dışına iter. Bir öykünün ya da […]

Okumaya devam edin →