Kitaplar

Güzel

“Burada bir ülke varmış ve başka bir ülke olabilirmiş gibi hayal kuruyorlar. Burada, tuzlu yapışkan deniz, kartlaşmış insan ayakları, her gece kurulup kalkan hileli bir sofra, uyudukları pis yataklar ve açlıktan kokmasın diye kursaklarını şişkin lokmalarla doldurdukları nefeslerinden başka şey yok. Biraz da güneş. Sadece kan döküldüğünde, kısa bir süre, o kan kuruyana kadar, bir ülke doğuyor. Sonra şu restoranın duvarına vuran zayıf köpükler gibi çözülüp akıyor.”

Sayıların sözde kesinliğinde kurtuluş arayan hasta bir matematikçi. Hasımları tarafından köşeye sıkıştırılmak üzere olan karanlık bir suç örgütü lideri. Hayatla derdini cinsellik üstünden çözmeye çalışan ergenlik çağında bir lise öğrencisi. Üç erkeğin yolları çıkar dengeleri dışında hiçbir yasanın işlemediği bir kasabada, genç bir kadının etrafında kesişiyor…

“Güzel” üç erkeğin ve ilkgençlik çağındaki bir kadının öykülerini anlatırken Türkiye’nin yakın tarihinde yaşananları anımsatan, polisiye unsurlar taşıyan, suç ve gerilimle örülmüş hızlı bir temposu olan bir roman.

Metin Celâl

Aranmayan Özellikler

Deneyimli finans danışmanı Faruk, global bir enerji şirketinin insan kaynakları biriminde gerçekleşmiş bir dizi yolsuzluğun izini sürmektedir. Şirkete yıllar boyu sahte işe alımlar yapılmış, gerçekte çalışmayan insanlar çalışır gibi gösterilmiş ya da yalancı özgeçmişlerle yüksek pozisyonlarda istihdam edilmiştir.

Faruk bu isimlerin bir kısmına ulaşmayı başarır. Karşısına çıkanlar, bazı olağanüstü yeteneklerine karşın, yenik, kenara itilmiş, kullanılmış ya da hastalıklı kişilerdir. Bütün bulgular, şirketin eski bir çalışanı olan Süleyman Kara’yı ve merkezde onun tedirgin edici kişiliğinin bulunduğu karmaşık bir ilişkiler ağını göstermektedir.

Selçuk Orhan tıpkı Gogol ve Mann gibi kendi çağının bireyini suça ve kötülüğe sevk eden temel elementleri açığa çıkarma konusunda cesaretli olduğu kadar başarılı da… Aranmayan Özellikler radikal iktisat eleştirisiyle iyi bir politik roman.

Ömer Türkeş

Selçuk Orhan “Aranmayan Özellikler”de dünya çapında dev bir enerji şirketinde yaşanan yolsuzlukları araştırırken alınıp satılabilen hayatlara, dolandırıcılıktan elde ettiği paralarla düşkünlere, ölümcül hastalara yardım eden çağımızın Robin Hood’larına ulaşan bir finans danışmanının yaşadıklarını anlatıyor.

Metin Celâl

40 Hadis

40 Hadis, birbirine inanmak isteyen bir avuç insanın öyküsü. Romanda yakın bir tarihsel dönemin egemen ruh hali eleştirel bir gerçekçilikle aktarılıyor. 28 Şubat, cemaat, tesettür, İslamcı yurtlar, sermaye-din ilişkileri gibi belli bir kesimi belirleyen ayrıntılar modern edebiyat, yakın tarih, devlet, öğrenci örgütleri, savaş gibi izlekler üstünden genişlik kazanıyor. 40 Hadis’in biçem ve dil çeşitliliği ise, anlatılan kişilerin kendi gerçekleri içinde yaşadıkları yabancılaşmayı saydamlaştırıyor.

Nazan’ın kim olduğu, nereye vardığı, nasıl öleceği belli değil. Belki de kendini tüketti, tüketecek. Ama bilip bilmeden bir eşiği taşıdı durdu. Bak Yusuf. İnsanın tek kurtuluşu varsa, başka bir insandır. Bir mağaraya saklanırsın; sana biri, bir şey, Tanrı seslenir. İster üstüne alınırsın, ister alınmazsın. Ama olur da sözlerine inanacak birini bulursan, işte o zaman kapılar açılır. Nazan’da bu vardı; başka bir insana inanma mucizesi. Bir insan, başka bir insan, sana kalpten inanmazsa, delilik gömleğini çıkaramazsın.

40 Hadis’in kırk bölümünde edebiyat çevreleri, siyasi dergiler, cemaatlerin öğrenci yurtları, bekar evleri gibi mekanlarda yaşanan ilişkilerle, olaylarla yazar tüm kahramanlarının temel meselesi olan Tanrıya İnanç’ı sorguluyor. Yaşananlar roman kahramanlarının kendi kendileriyle yüzleşmelerine, hayat biçimlerini, ilişkilerini sorgulamalarına ve nihayetinde inançlarına daha sıkı sarılmalarına ya da inançlarını kaybetmelerine neden oluyor.

Metin Celâl

Taş Kayık

Taş KayıkKansızlık’tan sonra Selçuk Orhan, Taş Kayık’la öykülerinin gerçekçi içeriğini daha da pekiştirmiş görünüyor. Güncel ayrıntılar ve yakın tarihe açık/kapalı göndermelerle yaşanan yeni durumu kavramaya çalışıyor. Böylece başörtüsünden, müslüman aydınlara; üniversite sınavlardan, gazete köşelerindeki polemiklere kadar türlü tartışmalar öykülerinde ses buluyor. Bu toplumsal çeşitlilik içinde kimi zaman düşsel kırılmalarla gerçeklik kişilerin iç çatışmalarından beslenen bambaşka bir düzleme taşınıyor. Ayna bükülüyor, görüntü bulanıyor, akıl duruyor, korku veren acımasız bir travma başlıyor.

Kansızlık

Kansızlık2000 yılında çıkan Kansızlık’ta 1995’ten beri çeşitli edebiyat dergilerinde çıkan öykülerden bir derleme yer almaktadır.

Yoruma kapalı.