“Güzel” Editörün Masasında

Güzel matbaadan gelmiş, editörüm sevgili Sevim Erdoğan’ın masasındaki yerini almış. Yakında bana da gelir. Önlü arkalı çeker koyarım.

Güzel‘i yazması yaklaşık bir yılımı aldı. Böyle deyince, bütün bir yıl geceli gündüzlü romanla uğraşmışım gibi anlaşılabilir. Hiç de öyle olmuyor. Tam zamanlı ve sevdiğim bir işte çalışıyorum. Burada ayrıntısını vermeyeceğim ama işimi birçok yanıyla insanların gündelik yaşamda sıkça kullandığı araçların tasarlanması ve iyileştirilmesi olarak düşünmek hoşuma gidiyor. Yoğun ve çok çalışıyorum; bununla ilgili de sıkıntım yok. İş hayatındaki ilişkilerle ilgili de kötümser değilim. Kârlılığı hedefleyen kurumlar arasındaki ilişki çoğu zaman gündelik yaşama kıyasla çok daha az ayrımcı ve çok daha nezaketli oluyor.

Lafı dolandırmadan söylemek gerekirse: Güzel‘i de başka romanlarım gibi iş ve ailemden artan en değerli zamanımda yazdım. Bu şekilde yazmak benim için bir yenilenme, bir tedavi, bir çeşit pharmakon. Belki de o yüzden yazdıklarım giderek daha fazla meditasyona benzeyecek. Hayatın kendisini pek beceremesem de hayat üstüne düşünmeyi seviyorum ve insanların yapıp ettiklerini, hatta iç karmaşalarını basit somut nesneler gibi görüp yazmayı yeni öğreniyorum. Bu küçük romanı okuyanlar ne demek istediğimi umarım daha iyi anlayacaktır.

Edebiyat benim manevi dünyam. Yani birçok insan için din ya da inandıkları yüksek idealler neyse ona ve hatta bence daha fazlasına karşılık geliyor. Hiçbir boşluk kalmamacasına beni dolduruyor. Bu nedenle yazı konusunda kibirliyim ve açık açık söyleyeyim; yazan herkese saygı duymuyorum. “Saygı duyuyorum” demek zaten aşağılayıcı bir mesafe koymaktan başka ne olurdu? Bunu kendine yakıştıran varsa, buyursun saygı duyayım. Başkalarının yazdıklarıyla ilgili çoğu zaman tatsız ve iticiyim. Bu çok ayrıksı bir karakter özelliği değil elbette; bir çeşit softalık da sayılabilir, ama umrumda değil. Kendimi düzeltmeyeceğim.

Biraz da kitaptan söz etmem gerekirdi sanırım. Çok uzun bir hikaye değil ve taslağını okutmayı denediğim dostların kolay ve akıcı bulduğunu gözlemledim. Arka kapakta bir şeyler yazıyor kitapla ilgili; muhtemelen tanıtıcı birkaç şey de kaleme alınır, ben de sevinçle paylaşırım. Bunlar dışında aslında benim söyleyecek fazla bir şeyim yok. Okumak isteyeni kitapçılarda ve alışveriş sitelerinde bekliyor olacak.

Yoruma kapalı.