Yazar: Selçuk Orhan

Ben hiçbir şey yapmayan bir istektim

Cumhuriyet Kitap’ta, Metin Celâl, Güzel üstüne bir eleştiri / değerlendirme yazmış. Daha önce 40 Hadis ve Aranmayan Özellikler ile ilgili yazdıklarıyla birleşince benim için yol gösterici bir rehber oluyor. Umarım gelecek romanda Metin Celâl’i daha çok şaşırtabilirim. Yazının tamamı Metin Celâl’in yazılarını paylaştığı siteden okunabilir.

Okumaya devam edin →

“Güzel” Editörün Masasında

Güzel matbaadan gelmiş, editörüm sevgili Sevim Erdoğan’ın masasındaki yerini almış. Yakında bana da gelir. Önlü arkalı çeker koyarım. Güzel‘i yazması yaklaşık bir yılımı aldı. Böyle deyince, bütün bir yıl geceli gündüzlü romanla uğraşmışım gibi anlaşılabilir. Hiç de öyle olmuyor. Tam zamanlı ve sevdiğim bir işte çalışıyorum. Burada ayrıntısını vermeyeceğim ama işimi birçok yanıyla insanların gündelik […]

Okumaya devam edin →

Yüzücü

Güzel’de 90’ları yazarken şu reklamı da bir yere sıkıştırmayı planlamıştım. Birkaç kez de izledim; ama yerini bulmadı ya da unuttum. Reklam yazarı arkadaş şarkının havasıyla tam oturan bir görsel dünya yaratmış.

Okumaya devam edin →

Perec’nin Çağla Diyaloğu

Notos’un son sayısında (Şubat-Mart 2016, 56) Georges Perec ile yapılmış söyleşinin çevirisi var. Yazarın olgun yıllarında gerçekleştirilmiş, dolayısıyla Yaşam Kullanma Kılavuzu ile Kayboluş da içlerinde olmak üzere birçok kitabından söz etmiş Perec; kendi yazı pratiğinden, edebiyat görüşünden de… Perec benim için – bunun bir anlamı varsa – anlaşılması güç bir yazar oldu. Ortaya koyduğu yapıtların […]

Okumaya devam edin →

BAYAĞILIK

Sadece tek bir ilkeden, bütün edebiyatın, hatta bütün sanatın bağlı kalması gereken heyecansız ama kaçınılmaz tek bir doğrudan söz etmek istiyorum: “Bayağı olmayın.” Edebiyat her şey olabilir ama bayağı olamaz. Sıradan olunabilir, örneğin yazdığınız öykü benzerleri arasında orta sınıf bir iş olarak kabul edilebilir ama bayağı olmak sanatçıyı sanatın dışına iter. Bir öykünün ya da […]

Okumaya devam edin →

Oğuz Atay’ın Ruhu Üstüne Bir Not

Türkiye’nin Ruhu’nu yazmayı tasarladığını bildiğimiz Oğuz Atay’ın yapıtlarına, işlediği konuların ters küme görüntüsü açısından bakabilir miyiz? Yanılmıyorsam Nurdan Gürbilek de benzer bir şeye işaret etmişti; ama yineleme riskine karşın yeniden düşünmek istiyorum: Oğuz Atay’ın yapıtlarına almadığı, yapıtlarında konu etmediği şeyler eleştiri konusu olabilir mi? Pek değil, ama öyle mi? Atay, Türkiye’nin Ruhu’nu yazmak istiyordu; ama […]

Okumaya devam edin →

Çokuz, Hem Sayıca Hem de Kafaca… Haliyle Aslında Herkes Fazlalık

Aranmayan Özellikler Üstüne (Söyleşi:Berfin Sena Yıldız) Hece 219 (Mart 2015) Aranmayan Özellikler kurgu açısından bir satranç tahtasına benzetilebilir. Faruk adında bir danışman bir petrol şirketindeki yolsuzluğu araştırıyor. Şirkete yıllar boyunca sahte işe alımlar yapılmış. Hamle hamle ilerleyerek bunu çözmeye çalışıyor… Karşısına çıkanlar yetenekli ama psikolojik nedenlerle toplumun dışına itilmiş insanlar. Şirketin eski bir çalışanı olan […]

Okumaya devam edin →

Etkilendiğim Kadın Yazarlar

Erkek yazarların pek çoğunun sessiz kaldığı bir konudur. Etkilendikleri USTAları açıklarken kadınların pek az yer tuttuğunu görürüz. Sanki bu alanda bir klasman söz konusuymuş ve kadınlarla erkekler ayrı bir kulvardaymış gibi örtük bir anlayış vardır. Belki USTAlık bütünüyle erkek bir kavram olarak yerleştiği için böyledir, belki de kadınların kamusal işleriyle görünmesinin görece yeni bir olgu […]

Okumaya devam edin →

Edebiyat Yapıtlarında Samimiyet

Öykü ya da roman değerlendirmelerinde sıklıkla karşımıza çıkan ama yeterince tartışmadığımız bir terim var: Samimiyet. Kimi zaman anlatımdaki dil serbestliğini nitelemek için “samimi” deyip geçiliyor. Kimi zaman, örneğin yazarın tutumunu, hayata bakışını yücelten bir ifade olarak kullanılıyor. Kimi zaman, anlatılan şeyin inandırıcılığı “samimi” oluşuyla ölçülüyor. Samimiyet, kimsenin yadırgamadığı bir terim ama aslında doğru dürüst bir […]

Okumaya devam edin →