Selçuk Orhan (selcuk@selcukorhan.com) | (Blog: selcukorhan.com/wp/)


Başkalarının Buradaları, Selçuk Orhan’ın Kansızlık (2000) ve Taş Kayık (2003) adlı kitaplarındaki öyküleri bir araya getiriyor.
Cemaat evinde “ağabeyler”i tarafından iki yakası bir araya getirilen lise öğrencisi, kendisine adres soran ihtiyarı bilerek yanıltıp kayboluşunu izlemek üzere takip eden bir genç, kıyamet koptuktan sonra komşusunun gecekondusunda Ferdi Tayfur kasetleri arayan bir adam, rastladığı öğrencilere katılıp felekten bir gün çalan mobilya işçisi… Yoksulluk, çocukluk, aile, gençlik gibi temaların yanı sıra başörtüsü yasağı, din-sermaye ilişkileri, cemaatler, gecekondulaşma, Müslüman kadının kimlik arayışı gibi 90’lı ve 2000’li yılların güncel meseleleri ses buluyor bu öykülerde. İşlenen konuların siyasi keskinliği kurmaca oyunları ve kayıtsız bir alaycılıkla törpüleniyor. İnsan ilişkilerinin kırılgan gerçeğine tutulan ayna bükülüyor, görüntü bulanıyor, kaygılar ve kahkahalar iç içe geçiyor. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden sonra açın bu kitabı, bir Selçuk Orhan öyküsü okuyun, hayata bakışınızın nasıl değiştiğine şaşıracaksınız. -Alper Canıgüz


Güzel Sayıların sözde kesinliğinde kurtuluş arayan hasta bir matematikçi. Hasımları tarafından köşeye sıkıştırılmak üzere olan karanlık bir suç örgütü lideri. Hayatla derdini cinsellik üstünden çözmeye çalışan ergenlik çağında bir lise öğrencisi. Üç erkeğin yolları çıkar dengeleri dışında hiçbir yasanın işlemediği bir kasabada, genç bir kadının etrafında kesişiyor...

Güzel’i çözülemesin denilerek kurulmuş bir denkleme benzetiyorum. zihni zorlayan, inançları, kesin yargıları sorgulatan, kuşkuyu pekiştiren bir denklem. Ama denklemi kuran onun kolayca çözüleceği zannını uyandırmaktan da geri durmuyor. Rakamları, sayıları, matematik sembollerini görüyoruz, işte karşımızda duruyorlar, ama kendilerini anlamlı kılacak ilişkiyi kolayca sezdirmiyor hiçbiri. Romandaki tüm anlatıcı karakterleri, onların anlattıklarını, gözlemlediklerini bu denklemin açık seçik unsurları olarak kabul ediyorum. -İsmail Pelit
Güzel üç erkeğin ve ilkgençlik çağındaki bir kadının öykülerini anlatırken Türkiye’nin yakın tarihinde yaşananları anımsatan, polisiye unsurlar taşıyan, suç ve gerilimle örülmüş hızlı bir temposu olan bir roman. -Metin Celâl


Aranmayan Özellikler Deneyimli finans danışmanı Faruk, global bir enerji şirketinin insan kaynakları biriminde gerçekleşmiş bir dizi yolsuzluğun izini sürmektedir. Şirkete yıllar boyu sahte işe alımlar yapılmış, gerçekte çalışmayan insanlar çalışır gibi gösterilmiş ya da yalancı özgeçmişlerle yüksek pozisyonlarda istihdam edilmiştir.

Selçuk Orhan tıpkı Gogol ve Mann gibi kendi çağının bireyini suça ve kötülüğe sevk eden temel elementleri açığa çıkarma konusunda cesaretli olduğu kadar başarılı da... Aranmayan Özellikler radikal iktisat eleştirisiyle iyi bir politik roman. -Ömer Türkeş
Selçuk Orhan Aranmayan Özellikler'de dünya çapında dev bir enerji şirketinde yaşanan yolsuzlukları araştırırken alınıp satılabilen hayatlara, dolandırıcılıktan elde ettiği paralarla düşkünlere, ölümcül hastalara yardım eden çağımızın Robin Hood’larına ulaşan bir finans danışmanının yaşadıklarını anlatıyor. -Metin Celâl
Selçuk Orhan’ın romanı Aranmayan Özellikler bu gibi bağların da görünürlük kazandığı, odağında kahramanın çalışma zamanının da seçildiği bir eser. Hatta, Selçuk Orhan neredeyse şirketin kendisini romanın eksenine almış, bile denebilir. Başka bir deyişle, Aranmayan Özellikler, kahramanlarının yanı sıra, bir şirket, hatta bir kapitalizm anlatısı. -Behçet Çelik


40 Hadis, birbirine inanmak isteyen bir avuç insanın öyküsü. Romanda yakın bir tarihsel dönemin egemen ruh hali eleştirel bir gerçekçilikle aktarılıyor. 28 Şubat, cemaat, tesettür, İslamcı yurtlar, sermaye-din ilişkileri gibi belli bir kesimi belirleyen ayrıntılar modern edebiyat, yakın tarih, devlet, öğrenci örgütleri, savaş gibi izlekler üstünden genişlik kazanıyor. 40 Hadis’in biçem ve dil çeşitliliği ise, anlatılan kişilerin kendi gerçekleri içinde yaşadıkları yabancılaşmayı saydamlaştırıyor.

40 Hadis’te batı formuna uygun bir roman var. Bu romanın kahramanları ise “din” ile, “İslamcılık” ile mayalanmış insanlar. Namaz, başörtüsü, faiz tartışması, nikâh, aile gibi İslam’ı birebir ilgilendiren maddeler sürekli karşımızda duruyor. Bu durumda şunu söylemek mümkün; “Bu romandaki kahramanlar aşmış!” Yani bir şekilde sınırı aşmışlardır. Günahın yazar tarafından ayan edilmesi ise yetkin bir dille olduğundan hem romanın formu, hem de romanın ruhu yakalanmış. Artık romanı yazılacak denli günahı ayan olmuş bir kitle var ki “günah çıkartılıp” vitrine konulabiliyor… -Zeki Bulduk
40 Hadis'in kırk bölümünde edebiyat çevreleri, siyasi dergiler, cemaatlerin öğrenci yurtları, bekar evleri gibi mekanlarda yaşanan ilişkilerle, olaylarla yazar tüm kahramanlarının temel meselesi olan Tanrıya İnanç’ı sorguluyor. Yaşananlar roman kahramanlarının kendi kendileriyle yüzleşmelerine, hayat biçimlerini, ilişkilerini sorgulamalarına ve nihayetinde inançlarına daha sıkı sarılmalarına ya da inançlarını kaybetmelerine neden oluyor. -Metin Celâl

Selçuk Orhan (selcuk@selcukorhan.com) | (Blog: selcukorhan.com/wp/)